Çocukların ceza sorumluluğu, çocukların suçtan korunması ve suça sürüklenen çocuklara uygulanacak yaptırımlar bakımından Türk hukukunda önemli bir mevzuat değişikliği gerçekleştirilmiştir. 7593 sayılı Kanun, çocukların ceza sorumluluğundan infaz rejimine, çocuk eğitim evlerinden silah ve bıçaklara erişimin sınırlandırılmasına, sosyal inceleme raporlarının yargılamadaki rolünden koruyucu ve destekleyici tedbirlere kadar geniş bir alanda yeni hükümler getirmiştir.

Bu değişikliklerin özellikle Adana Çocuk Mahkemeleri ve Adana Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri önündeki soruşturma ve kovuşturmalarda çocukların hukuki durumunun değerlendirilmesi bakımından önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir.

Bu yazıda 7593 sayılı Kanun ile getirilen temel değişiklikler; çocukların yaş gruplarına göre ceza sorumluluğu, infaz ve çocuk eğitim evleri, silah ve bıçaklara erişim, sosyal inceleme raporu, koruyucu ve destekleyici tedbirler ile yargısal uygulama açısından incelenmektedir.

7593 Sayılı Kanun Çocuk Ceza Hukukunda Neleri Değiştirdi?

7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 8 Ağustos 2026 tarihinde kabul edilerek çocuklara ilişkin ceza hukuku, ceza muhakemesi, infaz ve koruyucu tedbirler alanında önemli değişiklikler getirdi.

Kanunun bütün hükümleri aynı tarihte yürürlüğe girmedi. 16. maddeye göre, Kabahatler Kanunu'na eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının satış ve sergilemeye ilişkin (a) bendi 1 Aralık 2026'da, diğer hükümler ise kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

Düzenlemenin kapsamı yalnızca çocuklara verilecek cezanın artırılmasıyla sınırlı değil. Çocukların ceza sorumluluğu, çocuk hükümlülerin ceza infaz kurumlarındaki durumu, koşullu salıverilme hesabı, sosyal inceleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, koruyucu ve destekleyici tedbirler ve çocukların silah veya belirli kesici aletlere erişiminin önlenmesi de yeni kanunun kapsamına giriyor.

Bu nedenle 7593 sayılı Kanun'u yalnızca “çocuklara daha ağır ceza getiren kanun” şeklinde değerlendirmek, düzenlemenin tamamını açıklamaya yetmiyor.

7593 Sayılı Kanun ile Getirilen Başlıca Yenilikler

TCK 31'de çocukların alacağı cezalara ilişkin sınırlar değişti

7593 sayılı Kanun'un en önemli değişikliklerinden biri Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinde yapıldı.

12-15 yaş grubunda, ceza sorumluluğunun bulunduğu kabul edilen çocuklar bakımından;

· Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 12-15 yıl olan aralık 13-18 yıla,

· Müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 9-11 yıl olan aralık 10-12 yıla,

· Diğer hapis cezalarında öngörülen 7 yıllık üst sınır 9 yıla

çıkarıldı.

15-18 yaş grubunda ise;

· Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 18-24 yıl yerine 19-27 yıl,

· Müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 12-15 yıl yerine 15-18 yıl

uygulanacak şekilde değişiklik yapıldı.

Diğer hapis cezaları bakımından da 15-18 yaş grubunda 12 yıllık sınır 15 yıla yükseltildi.

Bu değişikliklerin ortak sonucu, özellikle ağır suçlarda çocuklar bakımından uygulanabilecek ceza miktarlarının yükseltilmesidir.

15-18 yaş grubundaki bazı çocuklar bakımından yaş indirimi uygulanmayabilecek

Kanunun TCK 31'e eklediği dördüncü fıkra, özellikle dikkat edilmesi gereken yeni bir düzenleme getiriyor.

15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış ve;

· kasten öldürme,

· neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarının kanunda belirtilen ağır sonuçlarını

işleyen kişiler hakkında TCK 31'in üçüncü fıkrasındaki çocuklara özgü indirimin uygulanmamasına karar verilebilecek.

Ancak bu sonuç otomatik değil.

Mahkeme;

· kasta dayalı kusurun ağırlığını,

· güdülen amaç ve saiki,

· suçun işleniş şeklini,

· daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyet bulunup bulunmadığını

dikkate alacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme, “15-18 yaş arasındaki herkes bakımından yaş indirimi kaldırıldı” anlamına gelmiyor.

Kanunun kullandığı ifade “uygulanmayabilir”. Başka bir ifadeyle, mahkemeye somut olay üzerinden değerlendirme yapma yetkisi tanınıyor.

12-15 yaş grubunda da ağır suçlar bakımından farklı bir uygulama mümkün

Yeni düzenlemenin ikinci önemli kısmı 12-15 yaş grubuyla ilgili.

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş, 15 yaşını doldurmamış ve ceza sorumluluğu bulunan çocuklar bakımından; kasten öldürme ile kanunda belirtilen ağırlaştırılmış yaralama suçlarında, normal olarak uygulanacak TCK 31/2 yerine TCK 31/3 hükümlerinin uygulanabilmesi mümkün hale getirildi.

Böylece ağır suçlar bakımından 12-15 yaş grubundaki çocuklar için de daha ağır bir ceza rejiminin uygulanabilmesinin yolu açılmış oldu.

Burada da çocuğun yaşı suçun işlendiği tarihteki yaş üzerinden değerlendirilmelidir.

Çocuğun Silaha Erişmesine Neden Olan Kişiye Hapis Cezası

7593 sayılı Kanun'un getirdiği yeniliklerden biri de çocukla doğrudan ilgili olmakla birlikte cezanın çocuğa değil, ateşli silahı muhafaza eden kişiye yöneliktir.

6136 sayılı Kanun'a eklenen 13/A maddesine göre, ateşli silahın gerekli dikkat ve özen gösterilmeden muhafaza edilmesi ve bu nedenle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olunması, başka bir suç daha ağır cezayı gerektirmiyorsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirecek.

Burada kanunun aradığı davranış, yalnızca silahın çocuk tarafından kullanılması değil; silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde muhafaza edilmesi nedeniyle çocuğun silaha ulaşabilmesi.

Bu hüküm 7593 sayılı Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe giren hükümler arasında bulunuyor.

Çocuğun Kasten Öldürme veya Ağır Yaralama Suçu İşlemesine Yol Açan Davranışlara Daha Ağır Yaptırım

Kanunun bir başka önemli değişikliği TCK'nın 233. maddesinde yapıldı.

Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali kapsamında daha önce bulunan bazı ceza miktarları yükseltilirken, yeni dördüncü fıkra ile daha ağır bir sonuç öngörüldü.

Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun;

· kasten öldürme veya

· kanunda belirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

suçunu işlemesi halinde, şikâyet şartı aranmaksızın TCK 233 kapsamında verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılabilecek.

Buradaki düzenleme özellikle önemlidir; çünkü çocuk tarafından işlenen ağır suçun yanı sıra, çocuğun bu fiili işlemesine neden olan ailevi yükümlülük ihlali de ayrıca sonuç doğurabilecektir.

15 Yaşından Küçük Çocuklar Hakkında Sosyal İnceleme Zorunlu Hale Geldi

7593 sayılı Kanun, çocuk hakkında yapılacak sosyal incelemeyi de güçlendiriyor.

Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesinde yapılan değişiklikle 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hale getirildi.

15 yaşını doldurmuş çocuklar bakımından ise savcılık, mahkeme veya çocuk hâkimi sosyal inceleme yaptırmamayı tercih edebilir. Ancak böyle bir karar verilirse, bunun gerekçesinin iddianamede veya kararda gösterilmesi gerekiyor.

Bu değişikliğin yargılama bakımından doğrudan bir sonucu da var.

CMK'nın 174. maddesine eklenen yeni bent uyarınca, 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenen iddianamenin iadesi gündeme gelebilecek.

Dolayısıyla sosyal inceleme artık yalnızca yardımcı bir değerlendirme unsuru olmaktan çıkıp belirli yaş grubundaki çocuklar bakımından yargılama sürecinin önemli bir unsuru haline geliyor.

Çocuk Hükümlülerin Çocuk Eğitimevlerine Ayrılması Yeniden Düzenlendi

7593 sayılı Kanun, çocuk hükümlülerin infazına ilişkin 5275 sayılı Kanun'da da önemli değişiklikler yapıyor.

Çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılma kararı artık belirli uzmanların da katılımıyla yapılan değerlendirmeye bağlanıyor.

Bu değerlendirmeye psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi uzmanlar katılabilecek.

Olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlüler bakımından yeniden değerlendirme süresi altı ayı geçemeyecek.

Bazı çocuk hükümlüler doğrudan çocuk eğitimevine alınabilecek

Yeni düzenlemeyle;

· kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar,

· taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar

cezalarını doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirecek.

Bununla birlikte firar edenler, haklarında başka bir fiil nedeniyle tutuklama kararı verilenler veya belirli disiplin durumları oluşanlar çocuk kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecek.

Bu nedenle çocuk eğitimevi uygulaması artık yalnızca cezanın miktarına bağlı tek aşamalı bir sistem olmaktan çıkıyor; çocuğun davranışları ve infaz sürecindeki durumu da önem kazanıyor.

Çocukların Koşullu Salıverilme Hesabında Önemli Değişiklik

5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin beşinci fıkrası da değiştirildi.

Önceki sistemde, hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, belirli koşullarda koşullu salıverilme hesabında iki gün olarak dikkate alınıyordu.

7593 sayılı Kanun bu özel hesabın kapsamını daraltıyor.

Yeni düzenlemeye göre bu iki günlük hesap;

· kasten öldürme suçları,

· cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,

· uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

· suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarında uygulanmayacak.

Dolayısıyla çocukların infazında önemli bir farklılaştırma ortaya çıkıyor: Çocuğun 15 yaşına kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği sürenin iki gün sayılması avantajı, kanunda sayılan suçlar bakımından artık bulunmayacak.

Bu hüküm, devam eden davalar ve mevcut hükümlüler bakımından ayrıca zaman bakımından uygulama ve koşullu salıverilme kuralları çerçevesinde incelenmelidir.

Çocuklara Yeni “Yönlendirme Tedbirleri” Geliyor

7593 sayılı Kanun'un yalnızca cezaları ağırlaştıran bir düzenleme olmadığını gösteren en önemli bölümlerden biri Çocuk Koruma Kanunu'na eklenen 5/A maddesi.

Ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından yeni yönlendirme tedbirleri getiriliyor.

Bunlar beş başlıkta toplanıyor:

Sosyal ve toplumsal hizmet

Çocukların spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ve ilgili kamu kurumlarında psikososyal gelişimlerine katkı sağlayacak faaliyetlerde bulunmaları öngörülüyor.

Süre 20 saatten 300 saate kadar belirlenebiliyor.

Dijital risklerden korunma

Çocuğun kullandığı telefon, hat, bilgisayar, tablet ve benzeri cihazların bildirilmesi ve belirli dijital hareketlerin denetime açılması öngörülüyor.

Bu tedbir 3 aydan az, 2 yıldan fazla olmamak üzere uygulanabilecek.

Ayrıca riskli olduğu belirlenen bazı dijital mecralara, uygulamalara ve platformlara erişim engellenebilecek.

Kitap ve kütüphane tedbiri

Çocuğun kütüphane ve okuma salonları gibi yerlerde belirli faaliyetlere katılması veya yetkililer tarafından belirlenen eserleri okuması sağlanabilecek.

Burada da faaliyet süresi 20 ila 300 saat arasında belirleniyor.

Çevreye saygı ve çevre temizliği

Çocukların park, bahçe veya sahil gibi alanlarda çevre temizliği, bitki bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme çalışmalarına katılması öngörülüyor.

Bu tedbir de 20 ila 300 saat arasında uygulanabilecek.

Bağımlılık ve davranışsal bağımlılıkla mücadele

Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile davranışsal bağımlılıklar bakımından tedavi ve rehabilitasyon programlarının tamamlanmasına yönelik tedbir getiriliyor.

Buradaki amaç, çocuğun yalnızca adli bir işlemle karşı karşıya bırakılması yerine, sorunun kaynağına yönelik bir müdahale yapılması.

HAGB Kararı Verilen Çocuklara Yeni Yükümlülükler Getirilebilecek

7593 sayılı Kanun'un 12. maddesi, çocuklar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması yani HAGB uygulamasına da yeni bir boyut kazandırıyor.

Adli süreçteki çocuk hakkında HAGB kararı verilmesi halinde, 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanabilecek.

Ayrıca suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zarar azsa, HAGB kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartının aranmayabilmesi mümkün hale geliyor.

Bu düzenleme, HAGB'nin çocuklar bakımından yalnızca “hükmün açıklanmaması” sonucunu doğuran bir mekanizma olmaktan çıkarılıp, çocuğun davranışına ve gelişimine yönelik yükümlülüklerle birlikte uygulanabilmesine imkân tanıyor.

Çocuğun Sağlık Nedeniyle Acil Korunması İçin Yeni Usul

Çocuk Koruma Kanunu'nun 9. maddesine eklenen hükümler de dikkat çekici.

Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, çeşitli bağımlılıklar veya ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi ya da başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen çocuklar bakımından sağlık kuruluşlarına başvuru ve hâkim kararına ilişkin özel bir süreç düzenleniyor.

Uzman hekim tarafından tedavi ihtiyacının belirlenmesi halinde rapor hazırlanacak; sağlık kurumu belirlenen süreler içerisinde çocuk hâkimine başvuracak ve üç uzman hekimden oluşan sağlık kurulunun raporu mahkemeye sunulacak.

Hâkim de başvuruyu ve raporu değerlendirerek acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verebilecek.

Bu süreçte çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi ile hâkim kararının sağlık kuruluşuna ulaşması arasında gerekli tıbbi müdahale ve tedavinin yapılabilmesine de açıkça imkân tanınıyor.

“Suça Sürüklenen Çocuk” İfadesi Değiştirildi

Kanun, çocuk adalet sisteminin terminolojisini de değiştiriyor.

Birçok kanun ve maddede yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi yerine “adli süreçteki çocuk” veya ilgili hükmün yapısına göre “hakkında adli süreç yürütülen” ifadeleri getiriliyor.

Bu değişiklik tek başına ceza miktarını değiştiren bir hüküm değil.

Ancak kanunun çocuk adaletine yaklaşımında önemli bir terminoloji değişikliği olduğu söylenebilir. Çocuk artık yalnızca isnat edilen fiil üzerinden tanımlanmak yerine, içinde bulunduğu adli sürecin öznesi olarak ifade ediliyor.

Çocuğun Koruyucu Tedbirlerine Uymayan Ebeveyn veya Bakım Sorumlusuna Tazyik Hapsi

Kanunun 14. maddesi de uygulamada önemli sonuç doğurabilecek bir düzenleme getiriyor.

Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararının gereklerine aykırı hareket eden;

· anne veya baba,

· vasi,

· çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kişi

hakkında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre üç günden on güne kadar tazyik hapsi uygulanabilecek.

Buradaki yaptırımın amacı yeni bir suç nedeniyle klasik anlamda hapis cezası vermek değil, tedbir kararının gereklerinin yerine getirilmesini sağlamak.

18 Yaşından Küçük Çocuklara Bazı Bıçakların Satışı ve Taşınması Yasaklandı

Kabahatler Kanunu'na eklenen 43/C maddesiyle, 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan bazı bıçak ve diğer kesici, delici veya bereleyici aletler bakımından yeni yasaklar getiriliyor.

18 yaşından küçük çocuklara bu tür aletlerin satılması, çocukların bunları satın alması veya taşıması yasaklanıyor.

İnternet ve mesafeli satışlar da düzenlemenin kapsamına açıkça alınıyor.

Ancak burada yürürlük açısından kritik bir ayrıntı var:

Satış ve sergilemeye ilişkin 43/C/1-a hükmü 1 Aralık 2026'da yürürlüğe girecek.

Diğer hükümler ise kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giriyor.

Dolayısıyla 7593 sayılı Kanun'un bütün maddelerini tek bir yürürlük tarihi üzerinden değerlendirmek doğru değil.

7593 Sayılı Kanun Devam Eden Ceza Davalarını Nasıl Etkileyecek?

Kanunun yayımlanmasından sonra en çok tartışılacak konulardan biri kuşkusuz suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yeni hükümlerin devam eden davalarda uygulanıp uygulanmayacağı olacaktır.

Burada temel kural TCK'nın 7. maddesidir.

TCK 7/2, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklıysa failin lehine olan kanunun uygulanacağını ve infaz edileceğini düzenliyor. Anayasa Mahkemesi de bu ilkeyi ceza hukukundaki kanunilik güvencesi kapsamında ele alıyor.

Bu nedenle yalnızca “dava devam ediyor” denilerek 7593 sayılı Kanun'un bütün hükümlerinin eski tarihli fiillere uygulanacağını söylemek mümkün değildir.

Suç 18 Ağustos 2026'dan önce işlenmişse ne olacak?

Örneğin bir çocuk 1 Ağustos 2026 tarihinde bir suç işledi ve hakkında açılan dava 20 Eylül 2026 tarihinde devam ediyor.

Davanın 7593 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra görülüyor olması tek başına yeni ceza hükümlerinin uygulanması sonucunu doğurmaz.

Özellikle TCK 31'de yapılan değişiklikler bakımından yeni düzenleme çocuk açısından daha ağır bir sonuç doğuruyorsa, bu değişikliğin eski tarihte işlenen fiile uygulanması mümkün değildir.

Çünkü yeni düzenleme;

· 12-15 yaş grubunda bazı ceza sınırlarını yükseltiyor,

· 15-18 yaş grubunda bazı ceza sınırlarını yükseltiyor,

· bazı ağır suçlar bakımından TCK 31/3'teki indirimin uygulanmamasına imkân getiriyor.

Bunlar somut olayda çocuğun hukuki durumunu ağırlaştırıyorsa, aleyhe yeni hükmün geçmişte işlenen fiile uygulanması mümkün olmayacaktır.

TCK 31 Değişikliği Devam Eden Çocuk Davalarını Nasıl Etkiler?

En kritik örnek TCK 31 değişikliğidir.

Diyelim ki çocuk suç tarihinde 16 yaşında ve kasten öldürme suçundan yargılanıyor.

Eğer fiil 7593 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce işlenmişse, yeni kanunla getirilen TCK 31/4'ün çocuğun aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yeni düzenleme mahkemeye, belirli ağır suçlarda TCK 31/3'teki indirimi uygulamama imkânı veriyor.

Bu, eski düzenlemede bulunmayan ve somut olayda çocuğun cezasını ağırlaştırabilecek bir imkândır.

Dolayısıyla “dava devam ediyor, yeni madde artık uygulanır” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.

Önce suç tarihindeki hüküm ile yeni hüküm karşılaştırılmalıdır.

Lehe kanun değerlendirmesi, sadece kanunun başlığına veya tek bir maddeye bakılarak değil, somut olay bakımından ortaya çıkan sonuç üzerinden yapılmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da lehe kanunun belirlenmesinde ilgili düzenlemelerin karşılaştırılması gerektiği vurgulanmaktadır

7593 Sayılı Kanun'un İnfaz Hükümleri Devam Eden Dosyalarda Neden Ayrı İncelenmeli?

Burada özellikle 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesindeki değişiklik önem taşıyor.

Yeni düzenleme, 15 yaşından önce ceza infaz kurumunda geçirilen bir günün koşullu salıverilme hesabında iki gün sayılması avantajını bazı suçlar bakımından kaldırıyor.

Bu nedenle örneğin kasten öldürme suçundan hükümlü bir çocuk bakımından, eski düzenleme ile 7593 sayılı Kanun'un infaz sonucu arasında fark oluşabilir.

Fakat burada da “kanun çıktı, artık bütün hükümlü çocuklara yeni hesap uygulanır” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.

Çünkü koşullu salıverilme hükümleri TCK 7'de özellikle ayrı bir yere konulmuştur.

Dolayısıyla hükümlünün;

· suçu işlediği tarih,

· suçun niteliği,

· hükmün kesinleşme durumu,

· infazın hangi aşamasında olduğu,

· eski ve yeni düzenlemenin koşullu salıverilme bakımından ortaya çıkardığı sonuç

birlikte değerlendirilmelidir.

Bu konu, özellikle ağır suçlardan hükümlü çocuklar bakımından ayrıca önem taşıyacaktır.

7593 Sayılı Kanun Çocukların Cezalarını Genel Olarak Artırdı mı?

Bazı durumlarda evet; fakat kanunun tamamını böyle tanımlamak doğru değil.

TCK 31'deki değişiklikler özellikle ağır suçlar bakımından çocuklar hakkında uygulanabilecek ceza miktarlarını yükseltiyor.

Buna karşılık aynı kanun;

· sosyal incelemeyi güçlendiriyor,

· yeni yönlendirme tedbirleri getiriyor,

· çocuk eğitimevlerine ilişkin yeni kurallar getiriyor,

· HAGB sonrasında çocuklara yönelik rehabilitasyon tedbirlerine imkân tanıyor,

· sağlık nedeniyle acil korunma mekanizmasını düzenliyor,

· koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını güçlendiriyor.

Dolayısıyla 7593 sayılı Kanun iki yönlü bir düzenleme içeriyor: Bazı ağır suçlarda ceza ve infaz rejimini sıkılaştırırken, çocukların korunması ve rehabilitasyonu için yeni mekanizmalar da oluşturuyor.

Sonuç olarak; 7593 sayılı Kanun, çocuk adalet sisteminin birden fazla alanında değişiklik yapan kapsamlı bir düzenleme niteliğinde.

Kanunun en dikkat çekici sonuçları arasında TCK 31'de çocuklara ilişkin ceza sınırlarının yükseltilmesi ve 12-15 ile 15-18 yaş gruplarında belirli ağır suçlar bakımından daha ağır bir ceza uygulamasının mümkün hale getirilmesi bulunuyor.

Bunun yanında çocuk hükümlülerin ceza infaz kurumları arasındaki geçişleri, çocuk eğitimevlerine doğrudan alınma şartları ve koşullu salıverilme hesabı da değiştiriliyor.

Diğer taraftan sosyal inceleme, yönlendirme tedbirleri, dijital risklerden korunma, bağımlılık tedavisi, HAGB sonrasında uygulanabilecek yükümlülükler ve koruyucu tedbirlerin takibi bakımından çocuk lehine koruyucu mekanizmalar da genişletiliyor.

Bu kapsama giren çocukların Adana Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Çocuk Savcılığı ve ya Adana Çocuk Mahkemesi ve Adana Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi dosyalarında Adana Ceza Avukatı desteği alması çok daha önemli bir hal almıştır.