Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma hangi şartlarda uygulanır? Banka hesabına veya taşınmaza elkoyma kararına nasıl itiraz edilir? Elkoyma kararı ne kadar sürer ve hangi durumlarda kaldırılabilir? Üçüncü kişiye ait taşınmaz veya banka hesabına elkoyulabilir mi? Haksız elkoyma nedeniyle tazminat talep edilebilir mi?
Bir ceza soruşturması kapsamında taşınmazınıza, banka hesabınıza, şirket ortaklık payınıza veya bir başka hak ve alacağınıza elkoyulması, yalnızca malvarlığınızın kullanımını sınırlayan bir işlem değildir. Aynı zamanda Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına doğrudan müdahale anlamına gelir.
Bu nedenle taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma tedbirinin uygulanması, kanunun aradığı şartların somut olayda gerçekten bulunmasını gerektirir. Özellikle hangi suç nedeniyle işlem yapıldığı, malvarlığı ile suç arasında nasıl bir bağlantı kurulduğu, kararın hangi makam tarafından verildiği ve tedbirin ne kadar sürdüğü büyük önem taşır.
Bu yazıda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi kapsamında taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoymanın temel şartlarını; elkoyma kararına karşı başvuru imkânlarını; tedbirin kaldırılmasını; malvarlığının iadesini ve hukuka aykırı elkoyma nedeniyle tazminat imkânını sade ve uygulamaya dönük biçimde ele alıyoruz.
Taşınmazlara, Hak ve Alacaklara Elkoyma Nedir?
Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesinde düzenlenen özel bir koruma tedbiridir.
Bu düzenleme kapsamında belirli şartların bulunması halinde;
· Taşınmazlara,
· Banka ve diğer mali kurumlardaki hesaplara,
· Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki hak ve alacaklara,
· Kıymetli evraka,
· Şirket ortaklık paylarına,
· Kiralık kasa mevcutlarına,
· Diğer malvarlığı değerlerine
elkoyulması mümkün olabilir.
Buradaki önemli nokta, elkoymanın yalnızca şüpheli veya sanığın fiilen elinde bulunan mallarla sınırlı olmamasıdır. Kanundaki şartlar gerçekleştiğinde, somut olarak belirlenen malvarlığı değerinin başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması da elkoymaya engel değildir.
Ancak bu durum, üçüncü kişilerin malvarlığına herhangi bir gerekçeyle elkoyulabileceği anlamına gelmez. Suç ile malvarlığı arasındaki bağlantının ve koruma tedbirinin hukuki şartlarının somut olay üzerinden ortaya konulması gerekir.
CMK 128'e Göre Elkoyma Hangi Şartlarda Uygulanabilir?
CMK 128, malvarlığına elkoymayı sıradan bir soruşturma işlemi olarak düzenlememiştir. Maddenin uygulanabilmesi için birden fazla şartın birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Somut Delillere Dayanan Kuvvetli Şüphe Bulunmalıdır
İlk olarak soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve ilgili malvarlığı değerinin bu suçtan elde edildiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunmalıdır.
Burada iki ayrı bağlantı önem taşır. Birincisi, soruşturma konusu suçun işlendiğine yönelik kuvvetli şüphedir. İkincisi ise elkoyulmak istenen malvarlığı değerinin bu suçtan elde edildiğine yönelik kuvvetli şüphedir.
Dolayısıyla yalnızca kişinin bir suçtan şüpheli olması, sahip olduğu bütün taşınmazların veya banka hesaplarının otomatik olarak elkoyma kapsamına alınması için yeterli değildir. Malvarlığı ile soruşturma konusu suç arasındaki bağlantının ayrıca ortaya konulması gerekir.
Her Suç İçin CMK 128 Uygulanamaz
CMK 128'de düzenlenen özel malvarlığı tedbiri, kanunda sayılan suçlar bakımından uygulanabilir. Bu nedenle öncelikle soruşturmanın konusu olan suçun CMK 128 kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu nokta uygulamada önemlidir. Çünkü "hakkında ceza soruşturması var" şeklindeki genel bir değerlendirme, tek başına CMK 128 kapsamında taşınmaz veya hak ve alacaklara elkoyma sonucunu doğurmaz.
Malvarlığı ile Suç Arasında Bağ Kurulmalıdır
Elkoymanın en önemli unsurlarından biri, malvarlığı değerinin soruşturma konusu suçla ilişkilendirilmesidir. Örneğin bir taşınmazın suçtan elde edilen parayla satın alındığı ileri sürülüyorsa, bu iddianın somut mali hareketler, para transferleri, ticari kayıtlar veya dosyadaki diğer deliller üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Aynı şekilde banka hesabındaki paranın suçtan elde edildiği ileri sürülüyorsa, yalnızca hesabın şüpheliye ait olması ile yetinilmesi hukuki değerlendirme bakımından yeterli olmayabilir.
Elkoyma Kararını Kim Verir?
CMK 128 kapsamında önemli bir usul güvencesi bulunmaktadır. Bu maddeye göre elkoymaya hâkim tarafından karar verilir. Dolayısıyla CMK 128 kapsamında taşınmazlara, hak ve alacaklara veya diğer sayılan malvarlığı değerlerine elkoyma söz konusu olduğunda, kararın hangi merci tarafından verildiği özellikle incelenmelidir.
Bu husus, CMK'nın genel elkoymaya ilişkin hükümleri ile CMK 128'deki özel düzenlemenin birbirinden ayrılması bakımından önemlidir. Bir başka ifadeyle, her elkoyma işlemi aynı hukuki usule tabi değildir.
Taşınmaza Elkoyma Nasıl Uygulanır?
Taşınmaz bakımından elkoymanın uygulanma şekli, taşınmazın tapu sicilindeki kaydı üzerinden gerçekleşir. Elkoyma kararının tapu siciline şerh verilmesi, taşınmazın devri veya üzerinde tasarrufta bulunulması bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle taşınmaz malikinin karşılaştığı durum yalnızca "evinin veya arsasının elinden alınması" şeklinde değerlendirilmemelidir. Asıl mesele, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının geçici olarak sınırlandırılmasıdır.
Anayasa Mahkemesi de elkoymayı, niteliği itibarıyla mülkiyet hakkına müdahale oluşturan geçici bir koruma tedbiri olarak değerlendirmektedir. [1]
Banka Hesabına Elkoyma Ne Anlama Gelir?
Banka hesabına elkoyma, hesapta bulunan paranın kişi tarafından serbestçe kullanılmasını engelleyebilir. Ancak burada da tedbirin kapsamı önemlidir.
Örneğin bir hesabın tamamının mı yoksa belirli bir tutarın mı tedbir kapsamında olduğu, kararın içeriği ve uygulanma şekli üzerinden incelenmelidir. Özellikle işletmeler bakımından bütün banka hesaplarının kullanılamaz hale gelmesi, ticari faaliyetin devamını ciddi biçimde etkileyebilir. Bu nedenle elkoyma tedbirinin gerekliliği yanında ölçülülüğü de değerlendirilmelidir.
Hak ve Alacaklara Elkoyma Neleri Kapsayabilir?
CMK 128'deki düzenleme yalnızca banka hesabıyla sınırlı değildir. Kişinin üçüncü kişiler nezdindeki belirli hak ve alacakları da kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde tedbir konusu olabilir.
Bunun sonucunda kişinin ekonomik değer taşıyan bazı taleplerini kullanması veya bunlar üzerinde tasarrufta bulunması sınırlandırılabilir. Bu nedenle "üzerime kayıtlı taşınmaz bulunmuyor, dolayısıyla elkoyma uygulanamaz" düşüncesi doğru değildir. Kanun, farklı türde malvarlığı değerlerini ayrı ayrı koruma tedbirinin kapsamına almıştır.
Üçüncü Kişinin Malvarlığına Elkoyulabilir mi?
Bu soru özellikle aile bireyleri, şirket ortakları ve ticari ilişkiler bakımından önemlidir. CMK 128, somut olarak belirlenen taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde de elkoymaya imkân tanımaktadır. [2]
Fakat üçüncü kişinin malvarlığına yönelik müdahale bakımından ayrıca mülkiyet hakkı ve ölçülülük değerlendirmesi yapılmalıdır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına ilişkin yaklaşımında, malvarlığına yönelik koruma tedbirleri bakımından kamu yararı ile kişinin bireysel menfaati arasında adil bir denge bulunması gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle iyi niyetli üçüncü kişilerin durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına ilişkin yaklaşımında, malvarlığına yönelik koruma tedbirleri bakımından kamu yararı ile kişinin bireysel menfaati arasında adil bir denge bulunması gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle iyi niyetli üçüncü kişilerin durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Dolayısıyla üçüncü kişiye ait bir malvarlığının tedbir kapsamına alınmış olması, o kişinin hiçbir hukuki başvuru imkânının bulunmadığı anlamına gelmez.
Elkoyma Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Evet. Ceza muhakemesinde elkoyma kararına karşı kanun yoluna başvurulması mümkündür. İtiraz bakımından güncel CMK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Özellikle 1 Haziran 2024 sonrasında verilen kararlar bakımından itiraz süresinin iki hafta olduğu dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle eski uygulamalarda karşılaşılabilen yedi günlük itiraz süresinin güncel kararlar bakımından otomatik olarak uygulanması doğru değildir.
İtiraz süresinin başlangıcı ve kararın ne zaman öğrenildiği somut olayda ayrıca tespit edilmelidir.
İtiraz Dilekçesinde Neler Tartışılmalıdır?
Somut olayın özelliklerine göre özellikle şu noktalar incelenebilir:
· Elkoymanın Dayandığı Suçun CMK 128 Kapsamında Olup Olmadığı.
· Somut Delillere Dayanan Kuvvetli Şüphe Bulunup Bulunmadığı.
· Malvarlığı Değeri ile Suç Arasında Somut Bir Bağ Kurulup Kurulmadığı.
· Kararın Yeterli Gerekçe İçerip İçermediği.
· Elkoymanın Kapsamının Gereğinden Fazla Olup Olmadığı.
· Tedbirin Devamını Gerektiren Şartların Hâlen Bulunup Bulunmadığı.
· Üçüncü Kişinin Mülkiyet Hakkının Nasıl Etkilendiği.
· Tedbir nedeniyle Kişinin veya İşletmenin Faaliyetlerinin Ölçüsüz Biçimde Engellenip Engellenmediği.
Bu değerlendirme yalnızca karar tarihindeki şartlarla sınırlı değildir. Tedbirin devam ettiği süreçte koşulların değişmesi de önem taşıyabilir.
Elkoyma Kararı Ne Kadar Sürebilir?
CMK 128 bakımından her olay için "elkoyma en fazla şu kadar ay sürer" şeklinde tek bir genel süre bulunmamaktadır. Ancak bu durum elkoymanın süresiz ve denetimsiz şekilde devam edebileceği anlamına gelmez.
Koruma tedbirinin niteliği gereği, tedbirin devamını haklı gösteren nedenlerin bulunması gerekir. Özellikle soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine rağmen malvarlığı üzerindeki tedbirin neden hâlen devam ettiği açıklanamıyorsa, tedbirin ölçülülüğü gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesinin son yıllardaki yaklaşımı bu açıdan özellikle önemlidir.
Mahkeme, Sait Görmüş başvurusunda sicile şerh verilmesi suretiyle uygulanan elkoyma tedbirinin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, elkoyma tedbirinin uzun süre devam etmesi halinde kişinin etkili bir hukuki denetim imkânına sahip olmasının önemini ortaya koymaktadır. [3]
Bu karar, "elkoyma bir kez verildi, artık dava sonuna kadar hiçbir şekilde tartışılamaz" şeklindeki yaklaşımın doğru olmadığını göstermesi bakımından önemlidir.
Elkoymanın Kaldırılması Nasıl Talep Edilir?
Elkoyma tedbirinin devamını gerektiren şartların ortadan kalktığı düşünülüyorsa, tedbirin kaldırılması veya elkonulan malvarlığının iadesi talep edilebilir.
Özellikle;
· Malvarlığının suçtan elde edilmediği ortaya çıkmışsa,
· Suç ile malvarlığı arasındaki bağlantı kurulamamışsa,
· Soruşturmanın ilgili kısmı bakımından tedbire artık ihtiyaç kalmamışsa,
· Tedbir ölçüsüz hâle gelmişse,
· Malvarlığının müsadereye tabi olmayacağı anlaşılmışsa,
tedbirin devamının gerekip gerekmediği yeniden değerlendirilmelidir.
CMK 131'de elkonulan eşyanın veya malvarlığı değerinin muhafazasına artık gerek kalmaması ya da müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde iade mekanizması düzenlenmiştir. Burada önemli olan, elkoyma ile müsaderenin aynı şey olmadığını bilmektir.
Elkoyma ile Müsadere Aynı Şey midir?
Hayır. Elkoyma geçici bir koruma tedbiridir. Müsadere ise belirli şartların gerçekleşmesi halinde malvarlığı değerinin veya eşyanın devlet adına geçirilmesine ilişkin bir güvenlik tedbiridir.
Bu ayrım son derece önemlidir. Bir taşınmaza elkoyulmuş olması, taşınmazın kesin olarak devlete geçeceği anlamına gelmez. Elkoymanın amacı soruşturma veya kovuşturma sürecinde malvarlığı değerinin korunmasıdır. Müsadere ise ayrıca kanuni şartların gerçekleşmesini gerektirir.
Hukuka Aykırı Elkoyma Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Şartları oluşmuşsa evet. CMK 141 ve devamındaki hükümler, belirli koruma tedbirleri nedeniyle ortaya çıkan zararların Devletten talep edilmesine ilişkin özel bir tazminat mekanizması öngörmektedir.
Özellikle kanuni şartları bulunmadığı halde malvarlığına elkoyulması veya elkonulan malvarlığının kanunun öngördüğü şekilde ve zamanda geri verilmemesi bakımından tazminat hükümleri gündeme gelebilir. Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır:
Bir kişinin beraat etmiş olması tek başına her durumda elkoymanın hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, elkoyma uygulanmış olması da otomatik olarak Devletin tazminat sorumluluğunun doğduğu anlamına gelmez.
Tedbirin uygulandığı tarihte gerekli şartların bulunup bulunmadığı, tedbirin nasıl uygulandığı ve ne kadar sürdüğü birlikte değerlendirilmelidir.
Tazminat Talebinde Süre Var mı?
Evet. CMK 142'de tazminat istemine ilişkin süre düzenlenmiştir. Genel olarak karar veya hükmün kesinleşmesinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde karar veya hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulması gerekir.
Bu nedenle tazminat bakımından sürelerin geçirilmemesi büyük önem taşır.
Somut olayda hangi kararın kesinleştiği, kesinleşmenin ne zaman gerçekleştiği ve tebligatın hangi tarihte yapıldığı ayrıca incelenmelidir.
Anayasa Mahkemesi Elkoymayı Nasıl Değerlendiriyor?
Anayasa Mahkemesine göre elkoyma, mülkiyet hakkına müdahale oluşturan bir koruma tedbiridir. Bu nedenle yalnızca tedbirin kanunda düzenlenmiş olması yeterli değildir.
Müdahalenin;
· Kanuni bir temele dayanması,
· Meşru bir amaca yönelmesi,
· Gerekli olması,
· Ölçülü olması,
· Kişiye etkili bir hukuki denetim imkanı sağlaması
gibi güvenceler bakımından değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemenin kararlarında özellikle tedbirin uzun sürmesi, malikin iyi niyetli olup olmadığı, malvarlığı ile suç arasındaki bağlantı ve tedbire karşı etkili başvuru imkanının bulunup bulunmadığı önem taşımaktadır. [4]
Örneğin Ercan Toğrul başvurusunda Anayasa Mahkemesi, elkoyma kararına karşı kanunda öngörülen itiraz imkânının etkili biçimde kullanılmasının engellenmesini ve tedbirin devamı konusunda mahkemece yeterli bir değerlendirme yapılmamasını mülkiyet hakkı bakımından sorunlu bulmuştur. [5]
Buna karşılık her uzun süreli elkoymanın otomatik olarak ihlal sonucunu doğurduğu da söylenemez. D.C. başvurusunda Anayasa Mahkemesi, somut olayın özelliklerini, başvurucunun durumunu ve tedbirin süresini birlikte değerlendirerek mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. [6]
Bu yaklaşımın temel sonucu şudur: Elkoymanın hukuka uygunluğu değerlendirilirken tek bir süre veya tek bir kriter üzerinden hareket edilmez; somut olayın bütünü dikkate alınır.
Adana'da Elkoyma Kararı Verildiğinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında taşınmaz, banka hesabı, şirket payı veya hak ve alacaklara elkoyulmuşsa öncelikle işlemin hukuki dayanağı tespit edilmelidir.
Özellikle kararın CMK 128 kapsamında mı yoksa başka bir elkoyma hükmü kapsamında mı verildiği belirlenmelidir. Ayrıca Adana Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen işlemin niteliği ile hâkim tarafından verilen elkoyma kararının kapsamı birbirinden ayrılmalıdır.
Somut dosyada;
· Elkoyma kararının bir örneğinin temin edilmesi,
· Kararın hangi suç nedeniyle verildiğinin belirlenmesi,
· Elkoyulan malvarlığı değerlerinin tek tek tespit edilmesi,
· Suç ile malvarlığı arasındaki bağlantının incelenmesi,
· Kararın gerekçesinin değerlendirilmesi,
· İtiraz süresinin kontrol edilmesi,
· Tedbirin halen devam etmesini gerektiren nedenlerin araştırılması,
· Gerekirse iade veya kaldırma talebinde bulunulması
önemlidir.
Bu değerlendirmelerin dosyanın içeriğine göre yapılması gerekir. Bir Adana Ceza Avukatı tarafından soruşturma dosyasının ve elkoyma kararının birlikte incelenmesi, özellikle sürelerin ve başvuru yollarının kaçırılmaması bakımından önem taşıyabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Taşınmazıma hangi durumlarda elkoyulabilir?
CMK 128 kapsamında, kanunda öngörülen suçlardan biriyle ilgili soruşturma veya kovuşturma bulunması ve taşınmazın bu suçtan elde edildiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması halinde taşınmaza elkoyma gündeme gelebilir.
Banka hesabıma elkoyulması hesabımdaki paranın kesin olarak kaybedildiği anlamına mı gelir?
Hayır. Elkoyma geçici bir koruma tedbiridir. Müsadere ile aynı hukuki sonuç doğurmaz. Tedbirin kaldırılması veya şartları oluştuğunda malvarlığının iadesi mümkün olabilir.
Başkasının adına kayıtlı taşınmaza elkoyulabilir mi?
Kanun, belirli şartlar altında şüpheli veya sanık dışında başka bir kişinin zilyetliğinde bulunan somut malvarlığı değerlerine de elkoyulmasına imkân tanımaktadır. Ancak üçüncü kişinin mülkiyet hakkı ve tedbirin ölçülülüğü ayrıca değerlendirilmelidir.
Elkoyma kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Elkoyma kararının niteliğine göre CMK'da öngörülen kanun yollarına başvurulabilir. Güncel düzenleme bakımından itiraz süresinin ve sürenin başlangıç tarihinin somut karara göre belirlenmesi gerekir.
Elkoyma çok uzun sürerse ne yapılabilir?
Tedbirin devamını gerektiren nedenlerin ortadan kalktığı veya tedbirin ölçüsüz hale geldiği ileri sürülerek kaldırılması ya da malvarlığının iadesi talep edilebilir. Şartları varsa tazminat yolları da ayrıca değerlendirilebilir.
Sonuç olarak; Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma, ceza soruşturmalarında başvurulabilen ancak kişinin malvarlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğuran bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle elkoyma kararının yalnızca varlığı değil, hangi suç nedeniyle verildiği, hangi delillere dayandığı, malvarlığı ile suç arasında nasıl bir bağlantı kurulduğu ve tedbirin ne ölçüde uygulandığı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle uzun süre devam eden elkoymalarda tedbirin güncel olarak hâlen gerekli olup olmadığı ayrıca sorgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin güncel yaklaşımı da etkili başvuru imkânının ve mülkiyet hakkına ilişkin güvencelerin önemini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak elkoyma kararıyla karşılaşan kişinin, kararın içeriğini ve dosyadaki dayanaklarını gecikmeden inceletmesi; itiraz, kaldırma, iade ve şartları oluşmuşsa tazminat imkânlarını somut olayın özelliklerine göre değerlendirmesi gerekir.
[1] KARAR
[2] KARAR
[3] KARAR
[4] KARAR
[5] KARAR
[6]KARAR