Kan gütme saiki ile adam öldürme suçu nedir? TCK m.82 kapsamında suçun unsurları, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Yargıtay uygulaması, soruşturma ve yargılama süreci hakkında kapsamlı bilgi edinin.
İnsan yaşamı, Anayasa ve ceza hukuku bakımından en üst düzeyde korunan hukuki değerlerden biridir. Bu nedenle yaşam hakkına yönelen saldırılar, Türk Ceza Kanunu'nda en ağır yaptırımlarla karşılık bulmaktadır. Ancak kanun koyucu, her öldürme fiilini aynı ağırlıkta değerlendirmemiş; suçun işleniş şekli, failin amacı ve suçu işlemeye yönelten saik gibi bazı özel durumları dikkate alarak kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerini ayrıca düzenlemiştir.
Bu nitelikli hâllerden biri de kan gütme saiki ile adam öldürme suçudur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinde düzenlenen bu suç tipi, toplumda "kan davası" olarak bilinen intikam zincirinin devam ettirilmesini önlemeyi amaçlayan özel bir düzenlemedir. Kan gütme saikiyle işlenen öldürme fiilleri yalnızca bireysel bir husumet olarak değerlendirilmez; aynı zamanda kamu düzenini bozma, toplumsal barışı zedeleme ve kuşaklar boyunca sürebilecek şiddet döngüsünü besleme riski taşıdığı kabul edilir.
Bu nedenle kan gütme saiki, kanun koyucu tarafından kasten öldürme suçunun ağırlaştırıcı nedeni olarak kabul edilmiş ve yaptırımı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası şeklinde belirlenmiştir.
Bununla birlikte uygulamada her intikam amacıyla gerçekleştirilen öldürme eylemi kan gütme saiki kapsamında değerlendirilmez. Suçun bu nitelikli hâlinin uygulanabilmesi için Yargıtay içtihatlarında yıllar içerisinde şekillenen belirli ölçütlerin somut olayda birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında delillerin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle ağır ceza yargılamalarında, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hak kaybı yaşanmaması bakımından Adana Ceza Avukatı veya ağır ceza davalarında deneyimli bir Adana Ağır Ceza Avukatı tarafından hukuki destek alınması, savunma hakkının etkin kullanılmasına katkı sağlayabilir.
Kan Gütme Saiki Türk Ceza Kanunu'nda Nasıl Düzenlenmiştir?
Kan gütme saiki, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinde, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır.
Kanun metni, failin öldürme fiilini kan gütme saikiyle işlemesini ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmiş; bu durumda uygulanacak yaptırımın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olacağını hükme bağlamıştır.
Kanun koyucu dikkat edilirse "kan davası" kavramını kullanmamış, bunun yerine "kan gütme saiki" ifadesini tercih etmiştir.
Bu tercih bilinçlidir.
Çünkü her kan davası olarak nitelendirilen olay hukuken kan gütme saiki oluşturmayabilir. Aynı şekilde toplum tarafından kan davası olarak görülmeyen bazı olaylarda ise hukuki anlamda kan gütme saiki bulunduğu kabul edilebilir.
Dolayısıyla değerlendirme tamamen somut olayın özelliklerine göre yapılmaktadır.
Ceza hukukunda saik, kişiyi suçu işlemeye yönelten içsel neden veya amaçtır.
Kasten öldürme suçunda normal şartlarda öldürme kastının bulunması yeterlidir. Ancak bazı hâllerde kanun koyucu, kastın yanında failin hangi amaçla hareket ettiğini de önemsemektedir. Kan gütme saiki de bunlardan biridir. Burada faili harekete geçiren temel düşünce; Daha önce meydana gelen bir öldürme olayının intikamını almak ve bu intikam zincirini devam ettirmektir.
Dolayısıyla fail yalnızca öldürmek istememekte; geçmişte işlenen bir öldürmenin karşılığını verme düşüncesiyle hareket etmektedir. İşte cezayı ağırlaştıran husus da budur.
Kan Gütme Saikinin Hukuki Dayanağı
Kan gütme saiki yalnızca bireysel öfke olarak değerlendirilmez.
Bu düzenlemenin temel amacı;
- toplumsal barışı korumak,
- intikam kültürünü engellemek,
- yeni öldürme olaylarının önüne geçmek,
- kamu düzenini sağlamak,
- bireysel adalet anlayışını önlemek,
- ceza verme yetkisinin yalnızca devlete ait olduğunu vurgulamaktır.
Modern ceza hukukunda ceza verme yetkisi yalnızca devlete aittir. Hiç kimse geçmişte işlenen bir suç nedeniyle kendi adaletini sağlamaya çalışamaz. Kan gütme saiki düzenlemesi de esasen bu ilkenin doğal sonucudur.
Her ceza normunun koruduğu belirli bir hukuki değer bulunmaktadır. Kan gütme saiki ile öldürme suçunda korunan hukuki değerler şunlardır:
- İnsan yaşamı
- Kamu düzeni
- Toplumsal barış
- Devletin cezalandırma yetkisi
- Hukuk devleti ilkesi
Bu nedenle kan gütme saiki yalnızca mağdura karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirilmez. Aynı zamanda toplumun huzuruna yönelik ciddi bir tehdit olarak kabul edilir.
Kan Gütme Saikinin Unsurları Nelerdir?
Uygulamada en çok tartışılan konu budur. Her öldürme olayında kan gütme saiki bulunmaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre mahkemeler aşağıdaki kriterleri birlikte değerlendirir.
1-Önceden Meydana Gelmiş Bir Öldürme Olayı Bulunmalıdır
İlk şart budur. Kan gütme saiki geçmişte yaşanan bir öldürme olayına dayanmalıdır.[1]
Bu öldürme;
- aile bireylerinden birine,
- akrabaya,
- aşiret mensubuna,
- yakın sosyal çevreden bir kişiye
karşı işlenmiş olabilir. Burada önemli olan ilk öldürmenin gerçekten meydana gelmiş olmasıdır.
2- İlk Olay ile Sonraki Olay Arasında Nedensellik Bulunmalıdır
Sadece iki aile arasında husumet bulunması yeterli değildir.
Mahkeme şu soruların cevabını araştırmaktadır:
- İlk öldürme nedeniyle mi ikinci olay meydana geldi?
- Yoksa taraflar arasında başka bir husumet mi vardı?
- Ticari anlaşmazlık mı bulunuyordu?
- Arazi kavgası mı yaşanıyordu?
- Miras uyuşmazlığı mı vardı?
Eğer ikinci öldürmenin nedeni farklı ise kan gütme saiki uygulanmayabilir.
3- İntikam Amacı Bulunmalıdır
Fail; "Onun ailesi benim yakınımı öldürdü." düşüncesiyle hareket etmelidir. Buradaki amaç; kişisel kavga değil, kan davasını sürdürmektir.
4- Soğukkanlı Düşünme Süreci Bulunmalıdır
Uygulamada dikkat edilen önemli kriterlerden biri de budur. İlk öldürme olayının hemen ardından gelişen ani öfke ile işlenen öldürmeler çoğu zaman kan gütme saiki kapsamında değerlendirilmez. Çünkü burada baskın duygu ani öfke olabilir.
Kan gütme saiki ise çoğunlukla belirli bir zaman geçtikten sonra oluşan intikam düşüncesine dayanır. Dolayısıyla olaylar arasındaki zaman aralığı da mahkeme tarafından değerlendirilmektedir.
Kan gütme saiki ile kişisel intikam aynı şey değildir. Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri budur.
Örneğin;
- alacak verecek meselesi,
- ticari anlaşmazlık,
- kıskançlık,
- aile içi tartışma,
- boşanma,
- miras kavgası,
- hakaret nedeniyle oluşan öfke,
gibi nedenlerle işlenen öldürmelerde fail intikam almak istese bile bu durum tek başına kan gütme saiki oluşturmaz. Dolayısıyla mahkemeler her intikam saiki bulunan dosyada TCK m.82'yi uygulamaz. Tam tersine, failin gerçekten kan davasını sürdürme amacıyla hareket ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekir. Çünkü burada amaç geçmişteki bir öldürmenin intikamını almak değildir.
Kan Gütme Saikinin İspatı Nasıl Yapılır?
Ceza muhakemesinde hiçbir saik varsayıma dayanılarak kabul edilemez. Kan gütme saiki de istisna değildir. Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek failin gerçek amacını ortaya çıkarmaya çalışır.
Bu kapsamda özellikle;
- tanık anlatımları,
- HTS kayıtları,
- mesajlaşmalar,
- sosyal medya paylaşımları,
- olay öncesi tehditler,
- taraflar arasındaki husumetin geçmişi,
- kolluk araştırmaları,
- keşif,
- kriminal incelemeler,
- dijital materyaller
bir bütün olarak değerlendirilmektedir.
Soruşturma aşamasında bu deliller, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplanır. Suçun Adana'da işlendiği olaylarda soruşturma Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Tutuklama, adli kontrol, arama veya elkoyma gibi koruma tedbirleri yönünden gerekli kararlar ise şartları oluştuğunda Adana Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilebilir.
Kan Gütme Saiki ile Tasarlayarak Öldürme Arasındaki Fark
Uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri, kan gütme saiki ile tasarlayarak öldürme [2] kavramlarının aynı olduğu yönündeki yanlış kanaattir. Oysa bu iki nitelikli hâl birbirinden tamamen farklı hukuki unsurlara dayanır.
Tasarlama, failin öldürme kararını ani bir öfkeyle değil; sakin biçimde düşünüp planladıktan sonra, kararından vazgeçmesine imkân verecek bir süre geçmesine rağmen eylemini gerçekleştirmesidir. Burada önemli olan unsur, öldürme kararının planlı şekilde uygulanmasıdır.
Buna karşılık kan gütme saiki, failin suçu hangi psikolojik ve sosyal motivasyonla işlediğine ilişkindir. Fail öldürmeyi planlamış olabilir ya da olmayabilir; önemli olan, eylemin geçmişte meydana gelen bir öldürmenin intikamını alma amacıyla gerçekleştirilmesidir.
Bu nedenle;
- Tasarlama, işleniş biçimine ilişkindir.
- Kan gütme saiki ise suçu işlemeye yönelten özel amaca (saike) ilişkindir.
Bazı dosyalarda her iki nitelikli hâl birlikte bulunabilir. Örneğin fail, yıllar önce öldürülen kardeşinin intikamını almak amacıyla mağduru aylarca takip edip planlı şekilde öldürmüşse hem tasarlama hem de kan gütme saiki birlikte değerlendirilebilir. Ancak bu değerlendirme her olayın kendi delil yapısına göre yapılır.
Yerleşik yüksek mahkeme kararlarında da vurgulandığı üzere, yalnızca planlama yapılmış olması kan gütme saiki bulunduğu anlamına gelmez; aynı şekilde yalnızca kan davası iddiası da tasarlamanın varlığını ispatlamaz.
Kan Gütme Saiki ile Töre Saiki Arasındaki Fark
Bir diğer önemli ayrım ise töre saiki ile kan gütme saiki arasındadır.
Her iki hâl de Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinde nitelikli öldürme nedenleri arasında yer almakla birlikte, hukuki dayanakları ve oluşum koşulları farklıdır.
Töre saiki, toplumun veya belirli bir grubun geleneksel kurallarına uyma düşüncesiyle hareket edilmesini ifade eder. Fail, aile veya aşiret baskısı nedeniyle öldürme eylemini gerçekleştirebilir.
Buna karşılık kan gütme saiki, geçmişte işlenen bir öldürmenin intikamını alma amacı taşır.
Örneğin;
- Ailenin "namusunun temizlenmesi" gerekçesiyle işlenen öldürmeler töre saiki kapsamında değerlendirilebilir.
- Daha önce öldürülen bir aile ferdinin intikamını almak amacıyla gerçekleştirilen öldürmeler ise kan gütme saiki kapsamında incelenebilir.
Uygulamada bu iki kavramın karıştırılması, hukuki nitelendirme bakımından önemli hatalara yol açabileceğinden mahkemeler olayın sosyal ve psikolojik arka planını ayrıntılı şekilde araştırmaktadır.
Kan Gütme Saiki Bulunmayan Hâller
Her aileler arası husumet kan gütme saiki anlamına gelmez.
Örneğin aşağıdaki durumlarda kan gütme saiki bulunduğu otomatik olarak kabul edilemez:
- Arazi anlaşmazlığı nedeniyle öldürme,
- Miras paylaşımı uyuşmazlığı,
- Alacak-verecek ilişkisi,
- Ticari rekabet,
- Kıskançlık,
- Boşanma sürecinden kaynaklanan husumet,
- Trafik tartışması,
- Komşuluk anlaşmazlığı.
Bu gibi olaylarda geçmişte bir öldürme olayı bulunsa bile ikinci öldürmenin gerçek sebebi farklı olabilir. Bu nedenle mahkemeler, olayın görünürdeki değil gerçek nedenini tespit etmeye çalışır.
Kan Gütme Saikiyle Adam Öldürme Suçunda Soruşturma Süreci
Bu suç, ağır yaptırımı nedeniyle soruşturma aşamasından itibaren büyük titizlikle yürütülür.
Suçun işlendiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından;
- Olay yeri incelemesi,
- Delil toplama,
- Kamera kayıtlarının incelenmesi,
- HTS analizleri,
- Dijital materyallerin incelenmesi,
- Tanıkların dinlenmesi,
- Adli Tıp raporlarının temini,
- Şüpheli ifadelerinin alınması
gibi işlemler gerçekleştirilir.
Suçun Adana'da işlendiği varsayımında soruşturma Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Tutuklama, adli kontrol, iletişimin denetlenmesi veya arama gibi koruma tedbirlerine ilişkin talepler ise şartların oluşması hâlinde Adana Sulh Ceza Hakimliği tarafından değerlendirilir.
Soruşturma sonunda yeterli şüpheye ulaşılması hâlinde düzenlenen iddianamenin kabulüyle birlikte dosya görevli Adana Ağır Ceza Mahkemesi önüne gelir.
Kan gütme saikiyle adam öldürme suçunda öngörülen yaptırım, Türk ceza hukukundaki en ağır cezalardan biridir. Bu nedenle soruşturma aşamasında verilecek ifadeler, delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmenin doğru yapılması son derece önem taşır.
Özellikle failin gerçekten kan gütme saikiyle hareket edip etmediği, tasarlama unsurunun bulunup bulunmadığı veya haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı gibi konular dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Bu sebeple uygulamada birçok kişi, ağır ceza davalarında deneyimli bir Adana Ağır Ceza Avukatı ile çalışmayı tercih etmektedir. Aynı şekilde mağdur yakınlarının da ceza muhakemesi sürecindeki haklarını etkin biçimde kullanabilmeleri bakımından alanında tecrübeli bir Adana Ceza Avukatından hukuki destek almaları, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının sağlıklı şekilde yürütülmesine katkı sağlayabilir.
Kan Gütme Saiki ile Adam Öldürme Suçunun Cezası
Kan gütme saiki ile adam öldürme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerinden biridir. Kanun koyucu, bu suç bakımından en ağır yaptırımı öngörmüş ve fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacağını düzenlemiştir.
Ancak her dosyada yalnızca suçun vasfı değil, ceza sorumluluğunu etkileyen diğer hükümler de ayrıca değerlendirilir. Örneğin;
- Failin suçu teşebbüs aşamasında bırakıp bırakmadığı,
- İştirak hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı,
- Failin yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı gibi kusurluluğu etkileyen bir durumunun bulunup bulunmadığı,
- Hukuka uygunluk nedenlerinin veya ceza sorumluluğunu azaltan nedenlerin mevcut olup olmadığı,
mahkeme tarafından somut olayın özelliklerine göre incelenir.
Dolayısıyla "kan gütme saiki" tespit edildiğinde temel yaptırım ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olmakla birlikte, cezanın belirlenmesi sürecinde Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümleri de göz önünde bulundurulur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kan gütme saikiyle işlenen kasten öldürme suçları, görev itibarıyla Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülür. Bu görev, suçun yaptırımının ağırlığından kaynaklanmaktadır.
Suçun işlendiği yer Adana ise soruşturma süreci Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Soruşturma aşamasında tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma veya iletişimin denetlenmesi gibi koruma tedbirlerine ilişkin talepler, şartların oluşması hâlinde Adana Sulh Ceza Hakimliği tarafından değerlendirilir.
İddianamenin kabul edilmesinin ardından kamu davası, görevli Adana Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülür. Yargılama sırasında sanık, müdafi, katılan ve vekili delillerini sunabilir; tanıklar dinlenebilir, bilirkişi raporları alınabilir ve gerek görüldüğünde keşif yapılabilir.
Yargıtay'ın Kan Gütme Saikine İlişkin Yerleşik Yaklaşımı
Kan gütme saiki, uygulamada en fazla tartışılan nitelikli hâllerden biridir. Bu nedenle yerleşik yüksek mahkeme kararlarında bazı temel ilkeler benimsenmiştir.
Öncelikle, yalnızca taraflar arasında geçmişten gelen bir husumetin bulunması veya mağdur ile önceki öldürme olayında yer alan kişinin akraba olması, tek başına kan gütme saiki için yeterli kabul edilmez.
Yerleşik içtihatlar doğrultusunda mahkemeler özellikle şu hususları araştırmaktadır:
- İlk öldürme olayı ile ikinci olay arasında doğrudan bağlantı bulunup bulunmadığı,
- Failin gerçekten intikam amacıyla hareket edip etmediği,
- Taraflar arasında farklı bir uyuşmazlığın mevcut olup olmadığı,
- Olayın ani gelişen bir kavga sonucu meydana gelip gelmediği,
- Delillerin kan gütme saiki iddiasını destekleyip desteklemediği.
Yargıtay uygulamasında ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi de önem taşımaktadır. Kan gütme saiki konusunda ciddi şüphe bulunması ve bu şüphenin somut delillerle giderilememesi hâlinde, nitelikli hâlin uygulanması mümkün olmayabilir.
Savunma Stratejisi Nasıl Kurgulanmalı?
Adana, hukuki dinamikleri ve ceza yargılamalarındaki dosya hacmi bakımından kendine has özellikler taşır. Özellikle savcılık makamları iddianameleri hazırlarken, geçmişte husumet olan her dosyayı doğrudan TCK 82/1-j (Kan Gütme) maddesinden açma eğilimindedir. Profesyonel bir Adana ağır ceza avukatı tarafından kurgulanacak savunma şu sütunlara dayanmalıdır:
- Kronolojik Hat Analizi: İlk olay ile ikinci olay arasındaki tüm süreç gün gün incelenmelidir. Aradaki zaman diliminde tarafların barışma girişimleri olmuş mu, araya elçiler girmiş mi? Bu soruların cevapları, failde bir "görev bilinci" olup olmadığını ortaya koyar.
- Sosyal Ekonomik Durum Analizi: Sanığın ilk olaydan sonra bölgeyi terk edip etmediği, başka bir şehirde yeni bir hayat kurup kurmadığı incelenmelidir. Eğer sanık Adana’dan taşınmış, kendine yeni bir iş kurmuş ancak yıllar sonra memleketine döndüğünde maktulün sataşmasına maruz kalmışsa, kan gütme saikinden söz edilemeyeceğini uzman bir Adana ceza avukatı mahkemeye ispatlamalıdır.
- İletişimin Tespiti (HTS) Kayıtları: Sanığın olay öncesinde aile büyükleriyle veya azmettirici olabilecek kişilerle yoğun bir telefon trafiğinin olup olmadığı incelenmelidir. HTS kayıtlarında bir organizasyon veya planlama emaresi yoksa, eylemin münferit ve ani bir öfkeyle işlendiği savunması güçlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kan gütme saiki ile adam öldürme suçunun cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca kan gütme saikiyle işlenen kasten öldürme suçunun temel yaptırımı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.
Her kan davası kan gütme saiki anlamına gelir mi?
Hayır. Toplumda kan davası olarak değerlendirilen her olay hukuken kan gütme saiki oluşturmaz. Mahkeme, failin gerçekten geçmişte meydana gelen bir öldürmenin intikamını alma amacıyla hareket edip etmediğini somut deliller ışığında değerlendirir.
Kan gütme saiki ile tasarlama aynı şey midir?
Hayır. Tasarlama, öldürme kararının önceden planlanmasını ifade ederken; kan gütme saiki, faili suça yönelten özel amacı ifade eder. Somut olayın özelliklerine göre her iki nitelikli hâl birlikte de bulunabilir.
Bu davalara hangi mahkeme bakar?
Kan gütme saikiyle işlenen kasten öldürme suçlarında görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Suçun Adana'da işlendiği olaylarda yargılama Adana Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülür.
Kan Gütme Saiki ile İşlenen Suçlarda Haksız Tahrik Uygulanabilir mi?
Uygulamada en fazla tartışılan konulardan biri de budur. Haksız tahrik, Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenmiş olup failin haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi hâlinde cezada indirim yapılmasını öngörür. Ancak kan gütme saiki bakımından her olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilir. Özellikle ilk öldürme olayının üzerinden uzun süre geçmiş, fail intikam alma düşüncesiyle planlı şekilde hareket etmişse haksız tahrik hükümlerinin uygulanması çoğu zaman mümkün olmayabilir. Buna karşılık ilk olay ile ikinci olay arasında çok kısa süre bulunması ve failin hâlen yoğun hiddetin etkisi altında hareket ettiğinin somut şekilde ortaya konulması hâlinde mahkeme tarafından farklı değerlendirmeler yapılabilir.
Bu nedenle haksız tahrik indirimi otomatik olarak uygulanmadığı gibi otomatik olarak reddedilen bir kurum da değildir.
Kan Gütme Saiki ile İşlenen Suçlarda Meşru Savunma İddiası Kabul Görür mü?
Bazı dosyalarda sanık, öldürme fiilini meşru savunma kapsamında gerçekleştirdiğini ileri sürebilir.
Meşru savunmanın kabulü için;
- Haksız bir saldırı bulunmalı,
- Saldırı devam ediyor veya gerçekleşmesi muhakkak olmalı,
- Savunma zorunlu olmalı,
- Savunma ile saldırı arasında orantı bulunmalıdır.
Fail gerçekten devam eden bir saldırıyı bertaraf etmek amacıyla hareket etmişse meşru savunma hükümleri gündeme gelebilir. Ancak geçmişte meydana gelen bir öldürmenin intikamını almak amacıyla hareket edilmesi meşru savunma olarak değerlendirilemez.
İştirak Hâlinde Kan Gütme Saiki durumunda ne olur?
Kan gütme saikiyle işlenen öldürme suçları bazen birden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilebilir. Bu durumda Türk Ceza Kanunu'nun iştirak hükümleri uygulanır.
İştirak türleri genel olarak;
- Müşterek faillik,
- Azmettirme,
- Yardım etme
şeklinde ortaya çıkabilir.
Ancak burada önemli olan husus, kan gütme saiki gibi kişisel nitelik taşıyan unsurun iştirak eden diğer kişiler bakımından da ayrıca değerlendirilmesidir. Her iştirakçinin aynı saikle hareket edip etmediği somut olayın özelliklerine göre incelenir.
Kan Gütme Saiki ile İşlenen Suçlarda Teşebbüs Mümkün müdür?
Fail öldürme kastıyla hareket etmiş ancak mağdur çeşitli nedenlerle ölmemiş olabilir. Bu durumda olay, şartları varsa kasten öldürmeye teşebbüs kapsamında değerlendirilir. Kan gütme saikiyle hareket edildiğinin tespit edilmesi hâlinde teşebbüs hükümleri ile nitelikli hâl birlikte değerlendirilerek ceza belirlenir. Cezanın miktarı ise Türk Ceza Kanunu'nun teşebbüse ilişkin hükümleri dikkate alınarak belirlenir.
[1] “mağdur …’in kolluktaki ifadesinde; olay anında suça sürüklenen çocuğun "amcamın intikamını alacağım seni öldüreceğim" dediğine dair beyanı ve Cumhuriyet savcısının TCK'nın 82/1-j maddesinde düzenlenen kan gütme saiki ile adam öldürme suçu yönünden de mütalaada bulunması karşısında, sözü edilen olaya ilişkin dosyanın incelenerek onaylı örneğinin çıkartılarak dosyaya konulmasından sonra sonucuna göre, suça sürüklenen çocuğun eyleminin kan gütme saikiyle öldürme suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği” Yargıtay 1. CD, 05.04.2017 T, 2016/2272 E. , 2017/1110 K. KARAR
[2] “suçun tasarlanarak işlendiğinin kabulü için; sanığın eylemi gerçekleştirmeye olay tarihinden önce karar vermesi, kararında sebat ve ısrar göstermesi, karar ile icra arasında makul bir süre geçmesinin gerektiği, her ne kadar maktul ...'e yönelik eylem tasarlanmış ise de, sanıkların maktul ... ve mağdur ...'e yönelik önceden öldürme kararı aldıklarına dair delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında maktul ...'e yönelik eylemlerine uyan TCK'nin 37/1, 81, mağdur ...'a yönelik eylemlerine uyan TCK'nin 37/1, 81, 35. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları yerine oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde aynı kanunun 82/1-a maddesi uyarınca hükümler kurulması,” Yargıtay 1.CD , 20.03.2019 T, 2019/629 E. , 2019/1738 K. KARAR