Denetimli serbestlikte imza atılmazsa ne olur? Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine geri dönülür mü? Denetimli serbestlik kaç kez ihlal edilirse bozulur? Denetimli serbestlik ihlaline karşı nasıl itiraz edilir? Denetimli serbestlik sırasında yeni bir suç işlenirse ne olur? Denetim sırasında kesinleşmiş başka bir ceza gelirse ne olur?
Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının belirli bir bölümünü ceza infaz kurumu dışında, toplum içinde ve belirlenen kurallara tabi olarak geçirmesine imkân sağlayan önemli bir infaz kurumudur. Ancak denetimli serbestlik, hükümlünün tamamen serbest bırakıldığı anlamına gelmez. Hükümlünün denetim planına, kendisine bildirilen yükümlülüklere ve denetimli serbestlik personelinin uyarı ve çağrılarına uyması gerekir.
Bu yükümlülüklerin ihlali, ihlalin niteliğine ve tekrarlanıp tekrarlanmadığına göre uyarıdan dosyanın kapatılmasına ve koşullu salıverilme tarihine kadar kalan cezanın açık ceza infaz kurumunda infaz edilmesine kadar uzanan ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesi ile Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri bu konuda temel düzenlemeleri içermektedir.
Bu nedenle denetimli serbestlik yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasıyla karşılaşan hükümlünün, ihlalin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini, mazeretin bulunup bulunmadığını, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını ve uygulanan işlemin kanuna uygun olup olmadığını gecikmeden değerlendirmesi önem taşır.
Denetimli Serbestlikte Hangi Yükümlülüklere Uyulmalıdır?
5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlünün hangi yükümlülüklere tabi olacağı, kişinin risk ve ihtiyaç değerlendirmesi ile hazırlanan denetim planı çerçevesinde belirlenir.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 78 ve devamı maddelerine göre hükümlü hakkında;
- Kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma,
- Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma,
- Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,
- Belirlenen eğitim ve iyileştirme programlarına katılma,
gibi yükümlülüklerden biri veya birkaçı uygulanabilir.
Bunun yanında hükümlünün çağrılara ve denetim planına uyması, belirlenen kurallara riayet etmesi, denetimli serbestlik personelinin uyarı ve önerilerini dikkate alması ve gerekli durumlarda adres değişikliğini bildirmesi gerekir. Yönetmelik, bu kuralları da yükümlülük kapsamında açıkça düzenlemektedir.
İmza Atmamak veya Müdürlüğe Gitmemek İhlal Sayılır mı?
Somut olayın niteliğine göre evet.
Örneğin denetim planında belirlenen gün ve saatte müdürlüğe, kolluğa veya belirlenen başka bir kamu görevlisine başvurma yükümlülüğü bulunan kişinin haklı ve belgelendirilebilir bir mazereti olmaksızın bu yükümlülüğü yerine getirmemesi ihlal oluşturabilir.
Ancak her devamsızlık veya her gecikme otomatik olarak denetimli serbestlik kararının kaldırılması sonucunu doğurmaz. İhlalin niteliği, kişinin kastı, mazereti, önceki ihlalleri, yapılan uyarılar ve ilgili mevzuatta öngörülen prosedür birlikte değerlendirilmelidir.
Yükümlülüğe Uymamanın İlk Sonucu: Uyarı
Denetimli serbestlik sisteminde yükümlülüğün her ihlali doğrudan açık ceza infaz kurumuna iade anlamına gelmez.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44. maddesine göre, karara uygun hazırlanan programa, yükümlülüklere veya denetimli serbestlik personelinin ilgili uyarı ve çağrılarına uyulmaması ihlal olarak değerlendirilir. İhlal hâlinde, mevzuatta öngörülen durumlarda komisyon veya infaz hâkimi tarafından uyarı yapılabilir. Uyarının yazılı olarak tebliğ edilmesi esastır.
İhlalde Mazeret Neden Önemlidir?
Hükümlünün yükümlülüğü yerine getirememesinin kendi iradesi dışında meydana gelmesi hukuki değerlendirme açısından önemlidir.
Örneğin;
- Sağlık Sorunu,
- Acil Hastane Başvurusu,
- Trafik veya Ulaşım Nedeniyle Ortaya Çıkan ve Belgelendirilebilen Olağanüstü Durum,
- Yakınların Ağır Hastalığı veya Ölümü,
- Yükümlülüğün Fiilen Yerine Getirilmesini Engelleyen Başka Bir Haklı Neden,
somut olayın özelliklerine göre mazeret olarak değerlendirilebilir.
Ancak mazeretin yalnızca sözlü olarak ileri sürülmesi yerine mümkün olduğu ölçüde belgeyle desteklenmesi önemlidir. Hükümlünün mazeretini zamanında bildirmesi ve ilgili belgeleri sunması, sonradan yapılacak hukuki inceleme bakımından da önem taşır.
Kaç İhlal Sonrasında “Uymamakta Israr” Kabul Edilir?
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44. maddesine göre, denetimli serbestlik kararlarının infazında yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi, yükümlülüğe uymamakta ısrar etme olarak kabul edilir. İkinci uyarının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi hâlinde dosyanın kapatılması süreci başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ile denetimli serbestlik kararının infazına çocuk olarak başlayıp süreç içinde 18 yaşını dolduranlar bakımından ise özel bir düzenleme bulunmaktadır.
Dolayısıyla uygulamada “üç ihlal kesin olarak hapse gönderilme sonucunu doğurur” şeklinde basitleştirilmiş bir ifade kullanılması doğru değildir. İhlallerin mazeretsiz, kasıtlı ve yönetmelikte öngörülen zaman aralığında gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir.
Denetimli Serbestlikte Yükümlülüğe Uymamanın En Ağır Sonucu: Açık Cezaevine İade
5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin altıncı fıkrası, hükümlünün;
- Denetimli serbestlik müdürlüğüne süresinde müracaat etmemesi,
- Belirlenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi,
- Denetim ve iyileştirme programına uymamakta ısrar etmesi,
- Denetimli serbestlik görevlilerinin uyarı ve önerilerine uymamakta ısrar etmesi,
- Denetim planında belirlenen kurallara uymamakta ısrar etmesi,
hâllerinde, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesinin gündeme gelebileceğini düzenlemektedir. [1]
Yönetmeliğin 87. maddesinde de benzer şekilde, komisyonun kararı üzerine infaz hâkiminden hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesinin talep edileceği belirtilmiştir. İnfaz hâkiminden karar gelinceye kadar denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilir.
Buradaki önemli nokta, açık ceza infaz kurumuna iade kararını denetimli serbestlik müdürlüğünün tek başına kesin olarak vermemesi, sürecin infaz hâkimliğinin denetiminden geçmesidir.
Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne Beş Gün İçinde Başvuru Neden Önemlidir?
5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi kapsamındaki hükümlüler bakımından denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat konusunda özel bir düzenleme vardır.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 79. maddesine göre hükümlünün ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde başvurması gerekir. Süre, ceza infaz kurumundan ayrılışı takip eden günden itibaren başlar.
Beş günlük sürenin geçirilmesi hâlinde Yönetmelik, yedinci gün mesai bitimine kadar beklenmesini ve sonrasında açık ceza infaz kurumuna iade talebinin infaz hâkimine gönderilmesini öngörmektedir. Altıncı veya yedinci gün başvurulması ve mazeret ileri sürülmesi hâlinde ise mazeretin ve varsa belgelerin tutanak altına alınarak infaz hâkimine gönderilmesi gerekir.
Ayrıca başvuru süresinin geçirilmesinden sonra iki gün daha geçmesine rağmen müracaat edilmemesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 292 ve 293. maddeleri kapsamında ayrıca işlem yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına bildirim yapılması öngörülmektedir.
2025 Yılında Gelen Önemli Değişiklik: En Az Onda Bir ve Beş Gün Şartı
4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin birinci fıkrasına önemli bir şart eklenmiştir.
Buna göre 105/A kapsamındaki bu infaz usulünden yararlanabilmek için hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ve en az beş günü ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir.
Ancak bu değişiklik bakımından suç tarihi önemlidir. 5275 sayılı Kanun'un Geçici 11. maddesi, 7550 sayılı Kanun ile 105/A'nın birinci fıkrasında yapılan bu değişikliğin, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmayacağını açıkça düzenlemektedir.
Bu nedenle denetimli serbestlik hesabında yalnızca hüküm tarihi veya tahliye tarihi değil, suç tarihi ve uygulanacak geçiş hükümleri de ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay'ın Yaklaşımı: Tebligat ve Mazeret Araştırılmadan İade Kararı Verilemez
Denetimli serbestlik ihlallerinde Yargıtay uygulamasının önemli bir yönü, hükümlünün gerçekten yükümlülükten haberdar olup olmadığı ve ihlalin koşullarının yeterince araştırılıp araştırılmadığıdır.[2]
Yargıtay, denetimli serbestlik kararının hükümlüye usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, adres değişikliğinin bildirilip bildirilmediği, SMS gönderilip gönderilmediği ve ileri sürülen mazeretin geçerli olup olmadığı yeterince araştırılmadan açık ceza infaz kurumuna iade yönünde karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Benzer şekilde denetimli serbestlik kararından hükümlünün haberdar olup olmadığı, kararın usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve ilgili bildirimlerin yapılıp yapılmadığı araştırılmadan verilen kararın eksik incelemeye dayandığı kabul edilmiştir.
Bu kararlar, denetimli serbestlikte ihlal iddiasının şekli bir kayıt üzerinden otomatik olarak sonuçlandırılamayacağını; somut olayın şartlarının ve hükümlünün savunmalarının araştırılması gerektiğini göstermektedir.
Yükümlülük İhlaline Karşı İnfaz Hâkimliğine Şikâyet Edilebilir mi?
Evet.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 48. maddesine göre yükümlü; denetim planı, raporlar, uyarılar ve diğer işlem veya eylemlerin mevzuata aykırı olduğunu düşünüyorsa müdürlüğe itiraz edebileceği gibi infaz hâkimliğine şikâyette de bulunabilir.
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. maddesinde de karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün, her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulabileceği düzenlenmektedir.
Bu sürelerin geçirilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabileceğinden, somut olayda sürenin hangi tarihten itibaren başladığı dikkatle belirlenmelidir.
İnfaz Hâkimliği Kararına İtiraz Süresi Ne Kadardır?
4675 sayılı Kanun'un güncel düzenlemesine göre infaz hâkiminin kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir. İtiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır.
Bu nedenle ihlal dosyalarında yalnızca ilk derece infaz hâkimliği kararının incelenmesi yeterli olmayabilir; kararın tebliğ tarihi ve itiraz süresi de ayrıca takip edilmelidir.
Adana'da Denetimli Serbestlik İhlali Nasıl Değerlendirilir?
Adana bakımından denetimli serbestlik işlemleri, ilgili denetimli serbestlik müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığı ve infaz hâkimliği arasındaki görev dağılımı çerçevesinde yürütülür. Adana Adliyesinin güncel kurumsal sayfasında birden fazla infaz hâkimliği kalemi bulunduğu görülmektedir.
Bu nedenle uygulamada “Adana İnfaz Hakimliği” olarak ifade edilen merci önünde görülen bir ihlal dosyasında; denetim planı, ihlal tutanakları, uyarı belgeleri, tebligat kayıtları, mazeret belgeleri ve müdürlük tarafından hazırlanan raporların birlikte incelenmesi gerekir.
Halk arasında “Adana İnfaz Savcılığı” olarak ifade edilen birim bakımından da terminolojik olarak dikkatli olmak gerekir. İnfaz işlemleri Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki ilgili birimler eliyle yürütülmekte olup, her olayda görevli birimin ve işlemin hukuki niteliğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.
Özellikle Adana'da denetimli serbestlik ihlali nedeniyle açık ceza infaz kurumuna iade süreciyle karşılaşan bir hükümlünün, Adana İnfaz Avukatı veya Adana Ceza Avukatı aracılığıyla dosyadaki tebligat ve ihlal belgelerini inceletmesi, sürelere ilişkin hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşıyabilir.
Denetimli Serbestlik İhlali Dosyasında Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Bir ihlal dosyasının sağlıklı şekilde değerlendirilebilmesi için özellikle şu belgelerin incelenmesi gerekir:
- Denetimli Serbestlik Kararı
- Denetim Planı
- Yükümlülüklerin Tebliğine İlişkin Belgeler
- İhlal Tutanakları
- Uyarı Kararları ve Tebligat Evrakı
- Mazerete İlişkin Sağlık Raporları veya Diğer Belgeler
- Müdürlük Tarafından Hazırlanan Raporlar
- Komisyon Kararı
- İnfaz Hâkimliği Kararı
- İtiraz veya Şikâyet Dilekçeleri
- UYAP Kayıtları ve Gerektiğinde Elektronik İzleme Kayıtları
Bu belgelerin kronolojik olarak incelenmesi, ihlalin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve “uymamakta ısrar” koşulunun oluşup oluşmadığının tespiti açısından önemlidir.
Denetimli Serbestlik İhlallerinde Yargının Genel Yaklaşımı
Yargısal uygulamada temel meselelerden biri, hükümlünün yükümlülüğe aykırı davranışının gerçekten kendi iradesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesidir.
Özellikle;
- Usulüne uygun tebligatın bulunması,
- Hükümlünün yükümlülüğü bildiğinin ortaya konulması,
- İhlalin somut belgelerle ortaya konulması,
- İleri sürülen mazeretin araştırılması,
- İhlallerin mevzuatta öngörülen süre ve sayı bakımından değerlendirilmesi,
- Uyarı prosedürünün usulüne uygun gerçekleştirilmesi,
önem taşımaktadır.
Yargıtay'ın yakın tarihli kararları da denetimli serbestlik kararlarının uygulanmasında tebligat, mazeret ve hükümlünün gerçekten yükümlülüğü yerine getirmeme iradesinin bulunup bulunmadığının araştırılmasına özel önem verildiğini göstermektedir.
Bu çerçevede İnfaz Hukuku, yalnızca hükümlünün yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin değil, devlet tarafından yürütülen infaz işlemlerinin de kanuna ve usule uygun olup olmadığının denetlenmesini gerektirir.
Denetimli Serbestlik Sırasında Yeni Bir Suç İşlersem Ne Olur?
İnfaz Kanunu 105/A 7.maddesinin gereği olarak alt sınırı bir yıl ve üstü bir suçtan hükümlü hakkında yeni bir dava açılması halinde hakimlikçe açık ceza evine gönderilmesine karar verilebilir ancak zaman zaman farklı hakimliklerde farklı kararlara da denk gelinebilir. Bu durumun bir an evvel çözüme kavuşturulup uygulama birliği sağlanması elzemdir.
Denetimli Serbestlik Sırasında Kesinleşmiş Bir Ceza Gelirse Ne Olur?
Denetim derhal sonlandırılarak İnfaz Hakimliği iki cezanın içtima edilerek infazına karar verir, kişinin denetim hakkı tükenmiş ise yeni bir denetim hakkı verilmez. İçtima sonrası yeni suçun denetim süresi daha kısa ise buna tabi olunur.
Sıkça Sorulan Sorular
Denetimli serbestlikte bir kez imza atmamak hapse girmeye neden olur mu?
Tek bir ihlal her durumda otomatik olarak açık ceza infaz kurumuna iade sonucunu doğurmaz. İhlalin niteliği, mazeret bulunup bulunmadığı ve önceki ihlaller birlikte değerlendirilir.
Denetimli serbestlikte üç ihlal olursa ne olur?
Yetişkin hükümlüler bakımından bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı üç ihlal, Yönetmelik uyarınca yükümlülüğe uymamakta ısrar olarak kabul edilebilir ve dosyanın kapatılması ile açık ceza infaz kurumuna iade süreci başlatılabilir.
Denetimli serbestlik ihlaline karşı nereye başvurulur?
İşlemin niteliğine göre müdürlüğe itiraz edilebilir ve infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulabilir. İnfaz hâkimliği kararına karşı da kanuni süresi içinde itiraz mümkündür.
İnfaz hâkimliğine şikâyet için süre ne kadardır?
İşlem veya faaliyetin öğrenilmesinden itibaren 15 gün, her hâlde işlem veya faaliyetin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde şikâyet yoluna başvurulması gerekir.
Denetimli serbestlik müdürlüğüne geç gitmenin mazereti varsa ne yapılmalıdır?
Mazeret mümkün olan en kısa sürede müdürlüğe bildirilerek belgeyle desteklenmelidir. Özellikle altıncı veya yedinci gün başvurulması hâlinde mazeretin tutanağa geçirilmesi ve infaz hâkiminin değerlendirmesine sunulması Yönetmelikte açıkça düzenlenmiştir.
Sonuç olarak; Denetimli serbestlik, hükümlü açısından önemli bir infaz imkânı olmakla birlikte ciddi yükümlülükler içeren bir sistemdir. Yükümlülüklere uyulmaması hâlinde önce uyarı mekanizması gündeme gelebilmekte; ihlallerin belirli şartlarda tekrarlanması hâlinde ise hükümlünün açık ceza infaz kurumuna iadesi talep edilebilmektedir.
Bununla birlikte, her ihlal iddiası otomatik olarak iade sonucunu doğurmaz. Tebligatın usulü, yükümlülüğün içeriği, ihlalin gerçekleşme biçimi, kasıt ve mazeret durumu, önceki ihlaller ile uyarı süreci birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay'ın 2025 ve 2026 tarihli kararlarında da özellikle tebligatın ve mazeretlerin yeterince araştırılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.
Bu nedenle denetimli serbestlik ihlaliyle karşılaşan kişinin, özellikle açık ceza infaz kurumuna iade talebi söz konusuysa, dosyadaki belgeleri ve kanuni başvuru sürelerini gecikmeden bir Adana Ceza Avukatı veya Adana İnfaz Avukatı ile değerlendirmesi önemlidir. Somut dosyanın koşulları incelenmeden “kesin olarak hapse girer” veya “kesin olarak denetimli serbestlik devam eder” şeklinde bir sonuç öngörmek hukuken doğru değildir.
[1] Yargıtay 1.Ceza Dairesi,03.04.2026 T, 2025/4910E. , 2026/2530 K. KARAR
[2] Yargıtay 1.Ceza Dairesi,17.04.2026 T, 2025/3863E. , 2026/3038 K. KARAR